Nejat Yavaşoğulları ile Bulutsuzluk Özlemi üzerine...
























Bulutsuzluk Özlemi bizim için Türk Rock müziğinin seyrini değiştirmiş belki de en önemli gruptur. Lise yıllarımızda çıkardıkları "Acil Demokrasi" ile bizce sözel ve müzikal anlatımıyla bir döneme damgasını vurmuş, rock müziğin seyrini değiştirmişti Türkiye'de.
Bu yüzden 20. yıl konserlerinde anlamlı bir şarkı seçmiştik... Mekanik Fanatik...


Türkiye’de neredeyse çeyrek asırdır rock müzik yapmayı sürdüren tek grup herhalde Bulutsuzluk Özlemi’dir. Nasıl bir his böylesine köklü bir grubun lokomotifi olmak?

Yapmak istediği bir isi ortaya koyabilmek için elinden geldiğince uğrasan bir konumda hatırlıyorum kendimi. Yapılan islerde yapım sureci boyunca hep daha iyisi olabilirdi düşüncesinin esiri oldum. Ortaya koyduğumuzun nasıl karşılanacağı konusunda tam bir fikir sahibi olmamakla beraber, elinden gelenin yapılması ve yaratıcılık sınırlarının zorlanması gerektiğinin bilincindeydim hep. Daha önce yapılmış olandan farklı bir şey yapmak, çağdaş sanat çizgisinin bilincinde olmak, yerel bahanelere sığınmamak, sahici olmak, içinde bulunduğun ortamı da bütün bunlar için zorlamak hep benim yaptığım islerdi geriye dönüp baktığımda. Bu yoğun uğraş içinde yapılan işlerin bizi nereye götürdüğünü bilmek için düşünmüyorduk doğrusu (ama yine de bir inanç vardı kabul etmek lazım ve olmasa da olmazdı) Sonuçta gelinen noktada çok övücü durumlarla da karşılaşınca insan "demek ki bilinçli, özverili, sahici yaratıcılıklar hangi toplumda olursa olsun boşa gitmiyormuş" dedirtiyor insana. E bu da insanın kendisini iyi hissetmesine sebep oluyor tabii.


Bulutsuzluk Özlemi bizim için 1. Arabesk kültüre sırtını yaslamak yerine batı sound’unda rock müzik yaparak bugünün rock müzik ortamını hazırlamış en önemli gruptur. 2 . Toplumsal duyarlılığı olan, siyasi ve düşünsel düsturu ile üretilmiş onca nefis şarkının sahibidir.
Bu bölümden iki soru soralım;

a) Uzun bir aradan sonra yeni bir albüm çıkaracaksınız, nasıl bir albüm olacak diğerlerine kıyasla?


Yine daha önce yapılanlara benzer bir çalışmanın sonucu oldu bu albüm, mevcut şartlarda yapabileceğimizi yaptık diyebilirim. Albüm arifesinde solo çalışmalarım var diyerek Serdar Öztop'un ve 3-4 ay sonra da yoruldum artık diyerek Utku Ünal'ın gruptan ayrılması bu işi biraz geciktirdi tabii. Yoksa bu çıkacak olan albümün soundu o sırada iyice oturmuş bulunan B.Ö. kadrosunun ürünü olarak daha kolay olacak ve Nejat, Sina, Serdar, Burak, Utku'dan oluşan bu oturmuş soundu taşıyacaktı. Doğrusunu istersen bunu tabii ki tercih ederdim. Albümde davulu Cengiz Baysal çaldı, basta Burak Güven, Sina piyano ve ben akustik ve elektrik gitarları çaldım. Serdar Öztop'tan sonra gruba gitarist olarak giren Deniz Demiröz bizimle çok az çalışmıştı fakat bu albüm zamanlama olarak ona rastladı ve bizim evde birçok şarkıyı onunla düzenledik. Şimdi grupta davulda Berke Özgümüş var ve şu anki kadro da oturmuş vaziyette. Hele bu albüm bir çıksın yenisine bakacağız diyorum hemen. Yakın çevremizde dinleyenler beğeniyor ama sonuçta kararı dinleyenler verecek. Benim yeni albüm için bir fikir vermem bir şey ifade etmiyor.

b)Sanki geçmişte düşünsel ve politik anlamda daha aktiftiniz, biraz uzaklaştınız mı?


Hayır, uzaklaşmadım yine de aktif olduğumu düşünüyorum. Son bir yıl içinde birçok aktivitenin içinde yer aldık grupça bazen de ben tek başıma. Yalnızca son yıllardaki bu kutuplaşmanın militanı konumuna düşmek, eski arkadaşlarınla falan ayrışmak hoş olmayan, olmasını istemediğim şeyler olarak beni rahatsız ediyor. Güncel politikanın esiri olmamak lazım dediğim oluyor. Her yerde konser veren ve başka türlü bir dünya düşleyerek barış, kardeşlik mesajları vermiş olan bir grup için kutuplaşmış bir ortam rahatsız edici. Ülke’nin durumu çok kötü, hiç bu kadar karamsar bir tablo oluşmamıştı bu güne kadar. Bölük bölük ayırıyorlar halkı..Ya onlardansın ya bizden durumu,böyle bir ortam daha fazla sürmemeli.

Bu albüm ki bitti artık, kendi içinde güncel politikanın dışında bir "başka bir dünya mümkün "tavrı var diyebiliriz.

Ortak şikayetlerimiz vardır, arada konuşuruz bitmez tükenmez mevzular… Geçtiğimiz yıllarda rock müzik “yalancı baharını” (Kutlu Özmakinacı yazmış bir yerde hoşuma gitti) yaşamıştı. Şimdilerde ise tuhaf bir bulamaç gibi… son 25 yıl içinde kaç kez tekrarlandı bu, neden rock müziğin istikrarı yok ve fakat Serdar Ortaç’ın her daim baki?

Bence biz %10-15 lik bir toplum kesiti içinde bunları yapıyoruz. Bu kesim sinemaya, tiyatroya, festivallere falan gidiyor. Kendine sunulan ile yetinmeyen, kişiliğini geliştirebilen insanlar gerek bize. Bu eğitim sisteminden genelde böyle adam az çıkıyor. Ayrıca adam başına ortalama eğitim 4 yıl... Bu düşük ortam kendine sunulan ile yetinmeyen, kişiliğini geliştirebilen insanları da doğal olarak kalite açısından aşağı çekiyor. E bu ortam daha basit başka tür müziklere olan eğilimi arttırıyor. prime time'daki tv dizilerine rating aldırıyor. O söyleşiler, politika tartışmaları, çevre sorunları, memleket meseleleri gece 24 ten sonra konuşulduğu için halkın %85 i o sırada bunu dinleyerek bundan yararlanamıyor. O saatte pestili çıkmış vaziyette uyuyor, sabah 6 da kalkıp tıklım tıkışık otobüse binecek çünkü.

Nereye gidiyoruz? İkinci Cumhuriyetçi, Liberal Aydın, Laik Elit, Fetocu, Genç Sivil, Kemalist, Ergenekoncu… Unuttuysam ekleyebilirsiniz, kavramlar savaşı içinde bulduk bir anda kendimizi, ne düşünüyorsunuz nasıl türedi bütün bunlar?

Bu konuya girersek bitiremeyiz o yüzden girmeyelim istersen. Şunu söyleyeyim sadece ülkemizin kıymetini bilelim.

Berke Özgümüş daha tanımadan sevmemiş bizi hiç, itiraf etti.. Siz nasıl tanıdınız Redd’i ve ne düşündünüz?

Benim genelde tanımadığım ya da ilk defa dinlediğim birileri için önyargılarım yoktur. müzisyen arkadaşlar nedense kendi dışındaki müzisyenlere biraz önyargılı yaklaşıyorlar nedense. Bizim eski davulcu Utku'ya Kibariye çok yetenekli süper darbuka çalıyor dediğimizde çok sinirlenirdi mesela. Benim sizi nasıl tanıdığımı hiç hatırlamıyorum sanki hep vardınız! Haa sizden önce de bir red grubu vardı tek "d" ile yazılan bizim eski davulcu Cihangir Bıyıkoğlu o gruptan bize gelmişti. Şaka bir yana isminizi duyuyor müziğinizi bilmiyordum."Kirli suyunda Parıltılar" lafı dikkatimi çekmişti (Annemden duyardım "kirli suyu"nu) Sonra ilk defa Alp Turaç’ın stüdyosunda tanıştık galiba hoş sohbetler yaptık. Ayrıca müziğinizi de daha önce dinlemiş ve sevmiştim tabi ki.